Su, dalgalar halinde kıyıya vururken bir çırpınışı andırıyordu.
Zaman geçiyor; görünmek isteyen hırçın, biraz da kalbi kırık bir çırpınışa benzetip seyrine daldığım dalgaların bu halini tasvir etmek için birkaç ağdalı kelime kullanmamda bir sakınca yoktur diye düşünüyorum. Dalgaların şiddeti biraz hafifleyince her şey yerli yerince, olması gerektiğince göründü sonra. Şimdi her şey daha sakin, ama sesler hala kulaklarımda yankılanmaya devam ediyor. İsimlerini bilmediğim birkaç kuş vardı sahilde, dondurmamın eriyip aktığı bankın üzerinden uçup aşağı sahil şeridine inen kuşları da aralarına dahil ederim. Şimdi hepsi bir olmuş, burada duran varlığıma ve yazıma eşlik ediyorlardı. Ben sadece bir izleyendim onlar içinde, varlığım orada olmak ve olup biteni yazıya aktarmak içindi.
Uzaklarda ise, aynı denizin farklı kıyılarına vuran sularında farklı hırçınlıklar mevcuttu. Kendi içinde bambaşka dünyaları barındıran okyanusların bile eninde sonunda bir kıyıya sahip olduğu düşüncesi apansız bir halde geldi yerleşti zihnime ve sonra uzunca bir süre gitmedi. Eninde sonunda her okyanus bir kıyıya sahipti, bunu daha farklı bir zamanda, daha farklı bir yerde de tekrar düşünmem gerekebilirdi.

Leave a comment